MEVLUT's profile''karamsar olmak zor değ...PhotosBlogLists Tools Help

MEVLUT keles

Occupation
Location
Interests
mevlut_keles@hotmail.com
deniz-mak@hotmail.com
deniz_mak@hotmail.de

lütfen sapık sapık kişiler eklemesin
Photo 1 of 1

Video

 

Video

No content has been added yet.

Video

 

Custom HTML

MERHABA BANA ULAŞABİLİRİSİNİZ :D deniz_mak@hotmail.com

''karamsar olmak zor değil,zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir..."

FENER BAHÇE

Windows Media Player

Photo 1 of 1
November 17

önce aşşağıya doğru okuyun sonra yukarıya doğru okuyun

EVLİĞİN İLK HAFTASINDA:

Damat: Ah! Nihayet rüya gerçek oluyor!!
Gelin: Senden ayrılmamı
istermisin?
Damat: Hayır! Bu lafı bir daha
asla
söyleme!
Gelin: Sen.. Bana aşık
mısın?
Damat: Taaaabiki.
Gelin: Beni terk etmeyi düşünür müsün?
Damat: Tabi ki hayır.
Gelin: Peki bana bir öpücük verir misin?
Damat: Evet hem yüzüne hem gözüne.
Gelin: Peki beni bir gün vuracak
mısın?
Damat: Asla! Ben o tür erkeklerden
değilim.
Gelin: Sana güvenebilir miyim?
Damat: Evet.
Gelin: AŞKIM.

EVLİLİĞİN
YEDİNCİ SENESİNDE:

( lütfen YUKARIDAKİ konuşmayı
aşağıdan
yukarıya doğru okuyunuz bu kez
August 07

bir oku ıstersenn

Aşk...
Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde... Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan... Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki... Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki...
Aşk… ?
Yanıtına sığındığımız bir soru daha…

Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir.

Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir. Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu.

Aşk, yalnızca sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında değil, felsefede de işlenmiştir. Filozofların bazıları aşk’ı bir varlık olarak ele alıp, “aşk nedir” sorusunu yanıtlamaya, onun neliğini ortaya koymaya ve belirlemeye girişmişlerdir. Bunlardan bazıları makaleler yazmış, bazıları daha kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği, Afşar Timuçin’in Aşkın Diyalektiği, yine yaklaşık olarak aynı kapsamda değerlendirilebilecek olan Alain Finkielkraut’un Sevginin Bilgeliği, Herbert Marcuse’un Eros ve Uygarlık, Erich From’un Sevme Sanatı, bu çalışmalardan bazı örnekler olarak sayılabilir.

Bunların yanısıra, bilim alanından da, özellikle psikolog ve psikiyatristler aşk üzerine çalışmalar yapıp eserler ortaya koymuştur.

İster bilimsel, ister sanatsal, isterse felsefi anlamda ele alınsın, aşkı bir varlık, bir olgu olarak gören ve belirlemeye yönelen her girişimin temelinde, buna girişen bireyin, kendi öznel, deneyimleri ya da deneyimsizlikleri; anlamlandırmaları, yanılsamaları, hayalleri; içerisinde yaşadığı koşullardaki tercihlerini hem kendisi hem de diğerleri nezdinde meşrulaştırma çabaları vardır. Bu çaba, kendilerinin, yani öznelliklerinin paranteze alındığı, hatta, sanki hiç yokmuş gibi algılanmasına olanak veren genelleşen belirleme ve önermelerde bulur ifadesini... Yapılan tanımlarda daha da belirgindir bu özellik... Bundan dolayı yapılan her genelleme öznelliği aşma yada gizleme çabasıdır. Çünkü bilinmesini, sorgulanmasını, alenileşmesini istemez kendi yaşantısının...
Örneğin;
“Aşk şiddettir.”
“Aşk tutkudur.”
“Aşk iradedir.”
“Aşk iradesizliktir.”
“Aşk uysallıktır.”
“Aşk sahibine yaltaklanmaktır.”
“Aşk kediliktir.”
“Aşk ihanettir.”
“Aşk köpekliktir.”
“Aşk sadakattir.”

Tanımlarının her birinde gizlenen bireysel yaşantılar ve bunlara dayanan öznel anlamlandırmalar vardır. Ancak tanımın genelliğinden dolayı, bunları okuyanlar, bu tanımları verenlerin/yapanların bireyselliğini düşünmez bile... Oysa bu tanımlar, gerçekliğini esas olarak, tanımı yapanın, adına “aşk” dediği ilişkide bulur. Daha ötesinde değil... Acaba yaşanan gerçek bir aşk mıydı? Okuyan bilebilir mi ki bunu...

Aşk’ı varolana aşkın kılmaya çalışmanın anlamı da gereği de yoktur. Aşk metafizik bir şey olmadığı gibi, herhangi, sıradan denilebilecek bir şey de değildir.

Aşk ilişkidir

Ne var ki her aşk, karşılıklı yaşanan gerçek bir ilişkiye dayanmadığı gibi, her ilişki de aşk değildir. Adına aşk denilen ilişki, diğer tüm insan ilişkilerinden farklıdır. Hem öznesi ve özne/nesnesi hem de yaşanışı açısından...

Aşk ilişkidir’ önermesi, “nedir” sorusuna genel bir yanıt olsa da, kendi başına açıklayıcı değil elbette. Bundan dolayı sorular sormak gerek yükleme. Aşk nasıl bir ilişkidir? Aşk neden bir ilişkidir? Bu ilişkiyi diğer insan ilişkilerinden ayırıcı ve ayrıcalıklı kılan nedir? Soruları çoğaltmak mümkün ama, gerek yok şimdilik...

Aşk, düşünsel, duygusal, bedensel boyutuyla, öznenin özne/nesnesini bütünsel anlamda fethetme ve onun tarafından fethedilme isteğine dayanan bir ilişkidir. Öznenin, özne/nesnesiyle buluşamadığı ya da özne/nesnenin idealleştirildiği yerde, gerçek, yaşanan bir aşk yoktur. Ki “platonik aşk” denilen ve giderek hastalıklı bir hal alan bu durumda gerçek bir aşktan değil, saplantılı bir bilinç halinden söz edilebilir yalnızca... Çünkü ortada ilişki yoktur. İlişkinin olmadığı yerde de aşk...

İnsanın hem en güçlü, hem de en zayıf olduğu ilişkidir aşk... Çünkü çırılçıplak yaşanır; düşünsel, duygusal ve bedensel boyutuyla... Teklifsiz, beklentisiz, çıkarsız ve ikircimsiz yaşanır. Ki orada, ne bir gonca gülün gölgesine yer vardır ne de bir kuş kanadının...

Eğer bunlar, “acaba”, “ama”, “ancak” gibi sözcüklerle peydah olursa bir ilişkide, biline ki aşk sırra kadem basmıştır çoktan... Ve onun adı artık aşktan başka her şey olabilir... Ama asla aşk olamaz
July 30

BENSANA MECBURUM

426314p6y4synbsync8
Ben sana mecburum bilemezsin
Adını mıh gibi aklımda tutuyorum
Büyüdükçe büyüyor gözlerin
Ben sana mecburum bilemezsin
İçimi seninle ısıtıyorum
Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
Bu şehir o eski İstanbul mudur?
Karanlıkta bulutlar parçalanıyor
Sokak lambaları birden yanıyor
Kaldırımlarda yağmur kokusu
Ben sana mecburum sen yoksun
Sevmek kimi zaman rezilce korkudur
İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur
Tutsak ustura ağzında yaşamaktan
Kimi zaman ellerini kırar tutkusu
Birkaç hayat çıkarır yaşamasından
Hangi kapıyı çalsa kimi zaman
Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu
Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor
Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun
Belki Haziranda mavi benekli çocuksun
Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor
Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden
Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun
Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor
Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin
Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Bu kurtlar sofrasında belki zor
Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden
Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sus deyip adınla başlıyorum
İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin
Hayır başka türlü olmayacak
Ben sana mecburum bilemezsin..
 ATTİLA İLHAN

July 29

miraç kandili

HZ. Mevlana Dilinden Dua;
 
Yâ Rabbî! Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle. Yâ Rabbî! Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim! O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.

Yâ Rabbî!
Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma.


Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim!
Taleb ve duâ üzerine nasıl olur da kerem etmezsin. Sen kerem sâhibisin.Ey mahlûkâtın, yaratıkların canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.


Yâ Rabbî!
Rûhumda bir ilim katresi var. İlâhî onu hevâ rüzgarıyla ten toprağından muhâfaza eyle.
Ey ihsânı çok olan Rabbim!
Cefâ içinde geçip giden ömre merhamet et.
Ey affetmeyi seven Rabbim!
Bizi affeyle. İsyân derdimize çâre eyle.
Ey yardım isteyenlerin yardımcısı!
Bizi hidâyete çıkar.


Yâ Rabbî!
Duâ ve yakarışlarımızda sana lâyık olmayan sözleri bilmeyerek söyleyip hatâlarda bulunmuş isek, o kelimeleri sen ıslâh et ve duâmızı kabul buyur.
Çünkü sözlerin hâkimi ve sultanı ancak sensin.


Ey âlemin yaratıcısı!
Kasvetli, kararmış, katılaşmış âdetâ taş gibi olmuş olan kalbimizi mum gibi yumuşat, feryâdımızı, âh u vâhımızı, hoş eyle ki rahmetini celbetsin, çeksin.
Bizi köle gibi kullanan bu serkeş nefisten bizi satın al.
O nefis bıçağı kemiğe dayandı (zulmü canımıza yetti).


Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin."



Hz. Mevlâna son demlerinde iken, dostu Siraceddin Tatari'yi yanına çagırarak, kendisine su duayı ögretmis ve sıkıntılı zamanlarında okumasını tavsiye etmistir:


"Ya Rabbi!
Bana ne senin zikrini unutturacak,
sana şevkimi söndürecek, seni tesbih ederken duyduğum lezzeti kesecek bir hastalık; ne de beni azdıracak, şer ve kötülüğümü artıracak bir sıhhat ver."
Ey Merhamet edenlerin merhametlisi!
Merhametinle bu duamı kabul et.




Hz. Mevlana'nın Sabah Namazından Sonra Okudukları Dua


Allah'ım kalbimi nurlandır, kulağımı nurlandır,
gözümü nurlandır, saçımı nurlandır, derimi nurlandır,
etimi nurlandır, kanımı nurlandır, önümü nurlandır, ardımı nurlandır, altımı nurlandır,
üstümü nurlandır, sağımi nurlandır, solumu nurlandır,
Allahım! nurumu artır, bana nur ver. Ey nurun nuru ey merhametlilerin merhametlisi Allahım merhametinle beni nur et.


Bu dua, ismi güzel, cismi güzel, teni güzel, canı güzel, ruhu güzel, huyu güzel
Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Vesellem)'in dilindendir.

July 13

seversin ama sevilmessin

Bilirmisin kelimelerin anlamzsız kaldığı hayattaki kör noktaları bilirmisin?
Bilirmisin ki o kör noktalarda öyle bir kaybolurki insan en derin anlamları bile bulamaz.
Ağlayacak bir omuz ararsın kendine ama nafile ne bir omuz vardır yanında nede başka bişe.
Sarılırsın yorganına yada saklarsın yüzünü görmesin kimseler diye ama nafile...
Anlamıştır herkes ağladığını ve sarmışlardır etrafını.
Kimisi boş boş  anlamadığın şeyler sölerler sana.
Hayat bu derler aşk sevgi işte unutursun sıkma canını gibi anlamını bilmediğin şeyler sölerler.
Tamam bildiğin bir aşk vardır ama karşılığı onların dediği ile aynı değildir.
Aşk sevip unutmak değil bir ömür bıyu sevebilmektir.
Ve sen bunu başaramayıp kaybedersin, rolunu oynayamassın...
Seversin bir ömür boyu ama sevilemessin...
March 07

kadının içindeki küçük kız

Bülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı.
Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli
dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü
temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına
dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok
sıkkındı, birde sinirlenmişti.

Alaycı bir ses tonuyla:

Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu.

- Hayır çikolata parası lazım!

Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali
de başka oluyor diye düşündü.

- Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz?

- Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da
bulamadıysak aç yatarız.

Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı.

- Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız?

- Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim.

- Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın?

- Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata
götürmek istiyorum.

- Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla.

- O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona
bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata
götürdüm. Çikolatayı çok sever.

Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga
etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile
kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı . Oysa eskiden
denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü.
Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey
onu rahatlatmıyordu.

Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek
mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü.

- Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi?
Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından
başka bir şey çıkmadı.

- Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım.
Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım.

Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi.

- Oturun biraz dertleşelim bari, dedi.

Adam çekingen çekingen oturdu yanına.

- Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban?

- Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını
doyururlar.

- Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ?

- Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim.

- Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en
fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun.

- Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı.

- Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı?
Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin.

- Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem.

- Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık
evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga
ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım.
Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz.
Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden?

- Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim.
Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan
daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada?
Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey
olan.

- Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet
ediyor.
Bir de fakir olsam kim bilir ne olur?

- Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç
anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit
yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu
bildiğinde ancak mutlu olur.

- Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ?

- Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne
kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor.

- Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir?

- Küçük kızı severek.

- Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ?

- Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız
vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da
o kadar mutlu edersin.

- Nasıl yani ?

- Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep
beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar.
Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep
prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak
isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz
küçük kızlar. Öyle değil mi?

- Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma
sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini
değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur.
Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun"
demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim.

- İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki
karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak
ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum
çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay
yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz.

- Hiç kavga etmezmisiniz siz?

- Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın
tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için
uğraşmak ayrı bir keyif verir bana.

- Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda.

- Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En
ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen
o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma.
Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük
kızlar hem çabuk mutlu olurlar hemde çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar.
Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler.

- Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum.
Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum.

- Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi.
Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde
karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden
gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu
olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir.
Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne
kadar mutlu olabilirsin.

- Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum.
- Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar
para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar
hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu
olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı
yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik.
Bazen aç kaldığımız günler oldu.
Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk
sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama
hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler
giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım
bedenini ve mutlu ettim onu.

Adam ayağa kalktı.

- Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük
kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur.

- Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı.
- Sizi tanıdığıma çok memnun oldum.
Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi.

- Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi.

Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin
mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de
pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı.

Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su
içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp
yıkadı., sonra eşinin önüne koydu.

- Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi.

İnci hiç konuşmadı.

- Sorsana "niye" diye.

İnci kızgın kızgın:

- Niye? Diye sordu.

- Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet
ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi
yumuşamıştı.

- Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım.

- Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi
meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir
şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım"
Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü
alamazsın.

- Özür dilerim seni kırdığım için.

Sonra Bülent yere diz çöktü.

- Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven
bu adamı senden mahrum etme.

- Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu.

İnci kıkır kıkır gülmeye başladı.

- Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin,
dedi.

Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük
kızı gördü.

Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü
February 24

sevmekmii ?

Sevmekmi? HiÇTATMADIM ! ya gülmek? ÇOKTAN UNUTTUM ! yaşamak mı? BOŞVER ! aşk mı ne? BÜYÜK BİR YALAN ! mutsuzluk ? O BENİM DÜNYAM:

February 10

SEN AŞK OLABİLİRMİSİN

Sen...yokluğuna inat bütün geceyi seni düşünerek geçirebilirmisin?
Sen...gelmeyecegini bile bile sabaha kadar seni bekleyebilirmisin?
Sen...yağmurun altında saatlerce seni düşünerek yürüyebilirmisin?
Sen...seni ıslatanın yağmur değil aşk olduğunu düşünebilirmisin?
Sen...sana yüreğini cesurca açıp,bazan ağlamayı bazan ümitsizce beklemeyi göze alabilirmisin?
Sen...kalbinin yerinden fırlayacakmış gibi çarpmasına neden olan heyecanı yaşayabilirmisin?
Sen...sevgini saklamadan yada azaltmadan seni her zaman sevebilirmisin?
Sen...senin özleminin minicik bir kordan kocaman bir yangına dönüşmesine izin verebeilirmisin?
Sen...dünü hatırlamayı,bugünü yaşamayı,yarın için senli hayaller kurmayı düşünebilirmisin?
Sen...sana kavuşmanın zorluklarını yenmeye cesaret edebilirmisin?
Sen...seni isterken bazılarının sana "aptal"deme riskini göze alabilirmisin?
Sen...kişiliğini yitirmeden sana yeni bir dünya kurabilirmisin?
Sen...düşünmeden sadece an yaşayıp yüreğini senin hazzının kucağına teslim edebilirmisin?
Sen...hem kandini hemde beni deyiştirmeye kalkmadan kabullenebilirmisin?
Sen...senin için doğan her yeni güne yeni isimler verip anlamlar katabilirmisin?
Sen...senin gözlerini gökyüzündeki yıldızların yerine koyabilirmisin?
Sen... sensizliği kadehlere koyup isyansız yudumlayabilirmisin?
Sen...kırık kadehlerin en keskin yerinde dudaklarını arayabilirmisin?
Sen...yüreğinden kalkan sevgi kelebeklerini saçlarıma uçurtabilirmisin?
Sen...hasret şarkılarını sana kavuşmanın heyecanına taşıyabilirmisin?
Sen...hiç kimsenin görmediği güzellikleri farkedebilirmisin?
Sen...sen aklına geldiğinde dudaklarına bir tebessüm yerleştirebilirmisin?
Sen...yokluğunda bul onu diye gri gecelere yalvarabilirmisin?
Sen...senin için ağlamak istesende üzülmemen için gözyaşlarını gözlerinde dondurabilirmisin?
Sen...kirpiklerime gökkuşağı,gözlerime güneş,bakışlarıma mana kondurabilirmisin?
Sen...dünyayı durdurup,sensizliği susturup,yıldızları söndürüp seni yaşayabilirmisin?
sen...ruhuna ihanet etmeden yüreğinin sesine sana yürüyebilirmisin?
Sen... aşık olabilirmisin?
__________________

January 26

aşık oldum sanırım

ben aşık oldum galiba.

bunu ona asla itiraf etmemeliyim.

bu heyecanı yaşayıp bitirmek istemiyorum çünki.

olur ki beni reddederse de bunu hazmedemem zaten.

platonikte olsa uzun soluklu bir aşk yaşamak istiyorum.

ne zaman ayrılacağız,

acaba beni aldatır mı,

acaba beni onu sevdiğim kadar seviyor mu

gibi hesaplamalar yapmadan,

karşılıksızca sevmek istiyorum.

ta ki gittiği yere kadar.

ama mümkün olduğunca uzun sürmeli.

çünki baya zamandır beni heyecanlandıran kimse olmamıştı.

yanındayke­n kalbim hızlı hızlı atıyor,

kafam allak bullak oluyor,

konuşurken söyleyeceklerimi birbirine karıştırıp,

saçmalamaya başlıyordum sanki,

ufak bir çocuk gibi çekingen tavırlar sergiliyordum

insan bu durumlarda çok komik duruma düşüyor biliyorum.

sürekli pot kırıyormuşum gibi hissediyordum.

sanki alnımda

"senden felaket bir şekilde hoşlanıyorum"

yazıyormuş gibi karşılaşmaya veya

gözlerinin içine bakmaya korkuyordum

adeta kendimi garip hissettim

ama yinede çok hoş bir duyguydu.

son ilişkimden sonra iyice duygularımın

dejenere olduğunu ve

bir daha hiç kimseye

karşı kolay kolay birşey hissedemeyeceğimi düşünüyordum.

ama yaşadığım bu son olay beni çok umutlandırdı.

kalbimi­n bir köşesinde koruyabildiğim,

incinmemiş duygularım kalmış demekki........ .

January 23

ayrılık

"Tüm ayrılıklar zordur.

Dünya başınıza yıkılmış gibi gelebilir...

Birdaha asla

sevemeyecekmişsiniz gibi hissedebilirsiniz.

Oysa

biten bir ilişkinin yasıyla

kendinizi yıpratmak yerine

önünüze baktığınızda

"birisi giderse öteki gelir"

sözünün de hiç yanlış olmadığını görürsünüz.

"RUH EŞi"

diye birşeyin olmadığını

savunanlara inanmayın

ama şunu da bilin ki

eğer sevgiliniz sizi terkettiyse

yada

siz ondan ayrılmak zorunda kaldıysanız

asıl ruh eşiniz hala dışarıda

biryerlerde

size doğru

hareket halindedir.

Bu nedenle

silkelenip ayağa kalkarak

yeni hayatınızı

ve

gerçek aşkınızı

karşılamak için

hazırlanmanın tam sırasıdır.

Çünkü sanılanın aksine ;

 

AŞKTAN SONRA YAŞAM VARDIR ! "

January 22

BELKİ BİRGÜN ÖZLERSİN

Belki bir gün özlersin /-maybe u will miss one day
Başka adamlarla /with other men
Başka şehirlerde yürürken /while you are walking in other cities

Okuduğun ilk roman /the first novel you read
Sevdiğin ilk adam /the first man you loved
Yasal acılardan /becos of legal pain
Hatta yalnızlıktan /even becos of loneliness
Belki dolar gözlerin /ur eyes will get tears
Başka adamlara /with other men
Başka şehirlerde /in other cities
Belli etmezsin /you dont make it clear
Belki bir gün özlersin /maybe you will miss one day

Sil gözünün yalnızlıklarını /dry ur loneliness of ur eye
O an fısılda duvarlara Adımı /whisper my name to walls at that moment
Bin bıçak var sırtımda /thousand knives are on my back
Biniyle de adaşsın /you are namesake with thousand of them
Herbiri hayran sana /each of them is admirer of you

Belki birgün özlersin /
Başka adamlarla /
Başka şehirlerde yürürken /
Seçtiğin bu hayat /
Geçtiğin son adam /
Yasal acıların hatta yalnızlıktan /
Sessiz harfler seçersin /

Başka adamlarla /
Başka şehirlerde /
Belli etmezsin /
Belki bir gün özlersin /
October 31

MEHMETCİK

Mehmetcik mechul askerdir. cünkü adi,sani,memleketi , irki,hatta mezari bile belli degildir. savasta kartaldir , barista güvercin ... gerektiginde var, isi bittiginde yoktur. rütbesi gazi ya da sehittir........
 
 
Mehmetcik ayni zamanda malum ve meshur askerdir cünkü manevi kimligi ve kisiligi bellidir
 
ALLAHIN kuludur ,RESULÜNÜN de ümmeti....
 
imani ahlaki, fazileti hep ayni kaynaktandir, kur´an´dandir.
 
Bu sebeple adi ne olursa olsun hepsi de Mehmettir,Mehmetcikdir.
 
 
ONLAR DIN VE VATAN UGRUNA KAN CAN VERIR DOSTLUK UGRUNA KENDINI FEDA EDER!!!!
June 15

veda

Veda Etmeden Bana

Bitmişse herşey
Sevgiden geriye kalmamışsa bir kırıntı
Ümitler çoktan tükenmişse
Ayrılığın hüznü sarmışsa her yeri
Çıkmaz bir sokağın sonundayız işte deyipte
Gidiyorsun değilmi?

Şimdi yalnızım ve dalgın
Yaşıyorum ayrılık saatini
Senden uzak
Kalbim kırgın
Düşünmedinbeni hiç değilmi?

Oysa herkesten çok sen anlamalıydın
Umarsızlığımı
Kırılmışlığımı
Suskun ve Yalnız

Her zaman boynu bükük kaldığımı
Seni ne çok sevmiştim
Biliyorsun değilmi?

Kalbim karanlık sokaklar gibi
Işıkları birbir sönmüş
Duygularım viran evler gibi
Sanki

Yıllar geçmiş aradan
Yıkılmış
Sokak sessiz, ben umarsız
Donmuş yaşlar gözlerimde
Anlıyorsun değilmi?

Ama yine de benden habersiz

Veda etmeden Bana

Gidiyorsun değilmi?
June 04

DÜŞÜN

DÜŞÜN...!
Kim üzebilir seni senden başka?
 
kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
 
Kim mutlu edebilir seni,eğer sen hazır değilsen?
 
Kim sever seni,sen kendini sevmezsen?
 
Herşey sende başlar,sende biter.
 
Yeterki yürekli ol,
tükenme,tükettirme içindeki yaşama sevgisini.....
May 27

değişirmisin?

Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim?
Neden?
Neden olacak, korkuyorum!
Korkuyor musun?
Evet ya, korkuyorum.
Cunku seni seversem hemen huyun suyun degisecek.
Sende sevdigim seyler farklilasacak.
Simaracaksin. Begenmez olacaksin artik beni.
Cunku ben artik muhtac olmus olacagim sana, senin gozunde.
Oyle degil mi?
Bilmez misin?
Muhtac olmak acizliktir.
Simdi seni sevdigim icin cezalandiracaksin beni biliyorum!
Hor goreceksin.
Bekleteceksin.
Aramayacaksin.
Menfaatlerin on plana cikacak.
Sayet menfaatlerinide sevmezsem beni sileceksin.
Yalan mi? Sileceksin iste!
Sonra her gun benden azar azar uzaklasacagini seyredip kahrolacagim.
Yahu ben bir seven'im. Yani seni sevgimle onurlandirmis bir insan.
Dunyayi ayakta tutacak insan kudretinin adidir Sevgi...
Simdi ben sevdim diye, bu kudrete ve cesarete sahip oldum diye sen beni nasil ve ne hakla cezalandirabilirsin?
Alim almiyor. Zeka seviyem de. insanligim da. Yuregim de.
Yok! "Seni seviyorum" cumlesini cok sarfetme eskir!
Yok! Herkese "seni seviyorum" deme, sadece asik olunca kullan!
Yok! "Seni seviyorum" demeden once binbir hokkabazlik yap ve sirin gorun
ki sevdigin sevildigi icin kendini dev aynasinda gormesin, onu inlet, surundur, aklini basina getirt, mahvet!
Neden?
Cunku, bu makbul..
Kac....sevsen de sevmesen de kac!
Neden?
Cunku kacan kovalanir aptal! Kacan kovalanir...
iyi de, neden sevdigim icin kaciyorum ki? Ben kacacak ne yaptim?
Kacarak daha mi makbul olacagim? Kacarsam daha mi kiymetim anlasilacak?
Sevmek utanc verici birsey mi ki kacmam gerek?!
Anlayamiyorum...
Oysa ben zaten sevdigimi severek devlestirmisimdir.
Onun dev aynasinda kendisini yeniden devlesmesine ne gerek var ki?
Bir gorebilse benim gozlerimle kendini, eminim kiskanacaktir bendeki kendisini...
Yok ama yok!
Bilmez sevgililer sevilmenin essizligini, bilmez...
Ondandir bol keseden sevgiyi boyle tuketisleri...
Ben hic simarmayan, degismeyen, yozlasmayan, ucup gitmeyen, tukenmeyen sevgi gormedim.
Artik cenaze torenleri iki turlu yapilmali. Biri bedenler icin, Digeri
Zorla oldurulen sevgiler icin!...
Ne demis Yilmaz Erdogan, " Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim"
Anlayin artik varliklari degil, ihtimalleri sever olduk...
Neden?
Cunku ihtimaller hayallerimizdir.
Sevmekse hayatin bir gercegi.
Hayallerimizde sevgilimiz hic degismez.
hatta "seni seviyorum" dedikce ya gozleriyle, ya elleriyle ya da tatli diliyle " beni sevdigin icin tesekkur ederim askim " der...
Tesekkur etmek?! Beni sevdigin icin...
Evet ya... Bir onurdur, bir oduldur, bir serefdir sevmek ve sevilmek.
Ozgurlugumuzdur. Cesaretimizdir. insanligimizdir.
Ayricaligimizdir.
Ama ne yazik ki birde butun bunlari farkinda olamayisimizdir sevmek...
Korkuyorum. Hep sevdigim icin cezalandirildim.
Artik "seni seviyorum" derken bana tuhaf tuhaf bakmayacak varliklari
Daha cok sevmeye niyetliyim... Bir cicek gibi... Bir hayvan gibi... Bir dag manzarasi gibi...
Bir su damlacigi gibi...
Bir kucuk tomurcuk gibi henuz dogmakta olan...
Cunku hepsinin insanlarda var olan bir buyuk silahdan arindirilmisligi var.
Yani dilleri yok, dilleri! Konusamazlar...
Sadece dinlerler...
Sevginizi anlayarak hissederek dinlerler.
Onlara "Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim? " demeniz gerekmez.
Direkt soylersiniz sevginizi hesapsizca, umarsizca...
Saymadan...
Ve sevgimi ifade edecek her turlu cilginligi hesapsizca yapmak istiyorum.
Gurur denilen sozcugu sozluklerden cikartmak, sevdigim icin sevilerek odullendirilmek istiyorum

şiir temenni

SANA BILESEN SOZUM DOSTCA
HAYATINDA BIR CILGINLIK YAPMA
GÖNÜL YARASI KAPANMAZ BILESIN

SANA SENDEN BASKA DOST YOKMUS GIBI BAK
MENFATZICE DOSTLUKLAR HIC DURMA SARK
HAYAT DÖRT YOL KAVSAGIDIR DOGRU YOLA ET CARK
SANA SON SÖZÜM BUDUR BULMALISIN FARK
KAR TANELERI AKTIR YAPAMAZIN KARA
KENDINE ACMAYASIN DERIN BIR YARA
GÜZELLIGI ILE HUZURU IC DÜNYASINDA ARA
DERDINI DOKTORUNA SAKLA

BELKI BU SÖZLER SANA MANTIKSIZ GELIR
SENI TANIDIKTAN SONRA KALEMIM BUNU YAZDI
SÜSLÜ SÖZZLER VE GÜLLER KURMAK ISTERDIM AMA
GERCEKCI OLMAZDI.VE BANA UYMAZDI INAN

HAYATIN BAHARINDASIN GÖRDÜM:BU BELLI
YASANMAMIS SAYIYORUM GECEN YILLARI BILMEM NEDENLI
GÜZEL SEYLER ISTEDIGIN HER HALINDEN BELLI
COK FARKLI BIR GÜZELLIK VE DUYGU SENINKI
HEP BÖYLE KALMANI ISTIYORUM TEMENNIM
February 26

gerçek AŞK

Bir kiz ve bir delikanli, bir motosikletin üzerinde 180 Km hizla
gidiyorlar ve aralarinda söyle bir konusma geçiyor;
Kiz : Lütfen yavasla, ben korkuyorum
Delikanli : Hayir, bak ne kadar eglenceli
Kiz : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
Delikanli : Peki, beni sevdigini söyle
Kiz : Seni çok seviyorum, lütfen yavasla
Delikanli : simdi de bana sikica saril
Kiz delikanliya sikica sarilir
Delikanli : sapkami alip, kendine takar misin? Basimi çok sikti..
Ertesi gün gazetelerde söyle bir haber çikti: Motorsiklet Kazasi;
Motorsiklet, fren arizasi nedeniyle, bir binaya çarpti. Üzerindeki 2
kisiden sadece biri kurtuldu.
Gerçek ise söyleydi; Yolun yarisinda, delikanli frenlerin bozuldugunu
anlamiþ ama bunu kýza belli etmek istememisti.
Bunun yerine, kizdan kendisini sevdigini söylemesini istemis ve
kendisine son defa sarilmasini istemisti. Sonra da kendi ölümü pahasina,
kizin Sapkayi takmasini ve hayatta kalmasini saglamisti. Iste gerçek ask

o birtane yaaa

o biiir cinayet işleme sebebi
o biiir tarifsiz karmaşa
o biiir mükemmel
o biiir karizma
o biiir başa bela
o biiir yaşama sebebi
o biiir bin bilinmeyenli denklem
o biiir süper
o biiir hiper_______ ♥ ♥_____♥ ♥
o biiir dost______ ♥_____♥_____♥
o biiir duygusal__ ♥___________♥
o biiir melek_____ ♥_________♥
o biir gelecek______ ♥______♥
o biiir kişilik_________ ♥___♥
o biiir ileri görüşlü______ ♥
o biiir özel
o biiir İZMİR li güzel
o biiir tane
.............

sözler

Ne dil yeter seni anlatmaya,
Ne göz kıyar sana bakmaya,
Ne ellerim dayanır sana dokunmaya,
Ne kollarım uzanır seni sarmaya
Hiç ömür yeter mi?
Bir sen daha bulmaya bitanesi...

Bir nasihat: Kendine dikkat et.
Bir rica: Sakın değisme!
Bir Dilek : Beni unutma.
Bir Yalan : Seni hiç sevmiyorum.
Bir Gercek : Seni çok özlüyorum.

Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma......

Biliyorum bugün kulakların bir başka çınlayacak, anlayacaksın seni yine nasıl andığımı, özlediğimi. Ellerin titreyecek, gözlerin yollarda kalacak, sende hissedeceksin yüreğimde neler hissettiğimi!

Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam,
Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam…
Dönerim dersin ama kadere inanamam,
Bıraktığın anılarınla, ben sensiz yasayamam

Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan.
Yollar vardır aşılması güç olan.
Kalpler vardır acılarla parçalanan.
Ve insanlar vardır hiç unutulmayan.
Sanma beni sevipte bırakanlardan.
Benim sevgim mezara kadar olandan

Bu mesajı silersen benden hoşlanıyorsun,
Silmezsen beni istiyorsun,
Cevap verirsen beni seviyorsun,
Vermezsen bensiz yapamıyorsun,
Hadi bakalım ne yapacaksın?

Senin kanadın olmak isterdim
Ben olmadan uçma diye
Senin baharın olmak isterdim
Ben olmadan açma diye

Benim için seni görmek suya benzer
Seninle yasamak ise nefes almaya
Susuz üç gün yaşarım ama nefes almadan asla

Sana ne demeliyim bilmiyorum,
Güneşim desem güneş batıyor,
Hayatım desem hayat kısa,
Gülüm desem oda soluyor,
Sana canım demeliyim.
Çünkü bu can seninle yaşıyor..

Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan, Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlıgına doyulmayan, yokluğuna dayanılmayan..

Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin!

Sen güllere özenme güller sana özensin.
Üzme tatli canini sen güllerdende güzelsin.
Sevgi kadar özgür Özgürlük kadar özelsin.
Bir gülsen dünyalara bedelsin.

Bir umut vardır hiç tükenmeyecek,
bir hasret vardır çekilmeyecek, birde ölüm vardır,
bir gün elbet gelecek ama sana olan sevgim ne ölecek ne de bitecek

Sevgilerin en güzeli seni sevmek
Özlemlerin en güzeli seni özlemek
Ve hayatin tadı sabah kalktığında senin var olduğunu bilmek

February 06

güzelkız

MALZEMESI:

1 adet lekesiz gönül
1 adet açik yürek
500 gr güler yüz
250 gr tatli dil,
100 gr hürmet
1 çorba kasigi sevgi
1 çay kasigi hosgörü
1 su bardagi iyi niyet
1 ölçek dürüstlük
Göz karari saygi
HAZIRLANISI:

Gönülü duygu tasina atip güler yüz ile karistir
Yumusatilmis tatli dili üzerine ilave ederken,
Sevgi ve saygiyi üzerine ince ince üzerine ekle.
Hürmet, iyi niyet ve hos görüden meydana gelen Surubu buna kat.
Samimiyet ölçüsünde parçalara bölerek Dürüstçe hayata diz ve
yüreginde pismesini bekle Yüreginde pisirdigin bu sevgi tatlisini,
Karnin acikinca degil
, RUHUN HİSEDERSE YEMKTEN SONRA BİR ÇAY KAŞŞIĞI ALABİLİRSİN..!
AFİYET OLSN ARKADAŞIM.
January 28

ŞiMdİ GeL VeFaSıZ AŞıM

O gün....
Bir gün gelecek
Anlayacaksin hatani
Anlayacaksin beni sevdigini
Bir gün gelecek bana sadece
"SENI SEVIYORUM"demek isteyeceksin
Bir gün gelecek ellerimi tutmak isteyeceksin
Af dileceksin bana sarilmak isteyeceksin
Gün gelecek sadece sesimi duymak Isteyeceksin
Iste o gün geldiginde belki gec olacak
Belki seni icime gömmüs olacagim
Senin yüzüne bakip gözlerimi kacirarak
"HERSEY BITTI"diyecegim
Ama bunu sadece dilim söyleyecek ve
Bunu dilim söylerken kalbim dilime isyan Edicek sana arkami döndügümde aglayacagim
Bende boynuna sarilip askimin asla Bitmeyeceni söylemek isteyecegim
Ama o gün geldinde ikimiz icinde gec olacak
Cünkü ben belki o gün geldiginde bir Baskasini olacagim
Onun icin o günü beklemeden simdi gel Vefasiz askim SIMDI........gel
November 19

tatlıkız

MALZEMESI:

1 adet lekesiz gönül
1 adet açik yürek
500 gr güler yüz
250 gr tatli dil,
100 gr hürmet
1 çorba kasigi sevgi
1 çay kasigi hosgörü
1 su bardagi iyi niyet
1 ölçek dürüstlük
Göz karari saygi
HAZIRLANISI:

Gönülü duygu tasina atip güler yüz ile karistir
Yumusatilmis tatli dili üzerine ilave ederken,
Sevgi ve saygiyi üzerine ince ince üzerine ekle.
Hürmet, iyi niyet ve hos görüden meydana gelen Surubu buna kat.
Samimiyet ölçüsünde parçalara bölerek Dürüstçe hayata diz ve
yüreginde pismesini bekle Yüreginde pisirdigin bu sevgi tatlisini,
Karnin acikinca degil
, RUHUN HİSEDERSE YEMKTEN SONRA BİR ÇAY KAŞŞIĞI ALABİLİRSİN..!
AFİYET OLSN ARKADAŞIM.
 
Lists

Google Search Gadget

Loading...