| MEVLUT's profile''karamsar olmak zor değ...PhotosBlogLists | Help |
|
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
''karamsar olmak zor değil,zor olan çılgın bir fırtınadan sonra gökkuşağı gibi gülümseyebilmektir..."FENER BAHÇE November 17 önce aşşağıya doğru okuyun sonra yukarıya doğru okuyunEVLİĞİN İLK HAFTASINDA: Damat: Ah! Nihayet rüya gerçek oluyor!! Gelin: Senden ayrılmamı istermisin? Damat: Hayır! Bu lafı bir daha asla söyleme! Gelin: Sen.. Bana aşık mısın? Damat: Taaaabiki. Gelin: Beni terk etmeyi düşünür müsün? Damat: Tabi ki hayır. Gelin: Peki bana bir öpücük verir misin? Damat: Evet hem yüzüne hem gözüne. Gelin: Peki beni bir gün vuracak mısın? Damat: Asla! Ben o tür erkeklerden değilim. Gelin: Sana güvenebilir miyim? Damat: Evet. Gelin: AŞKIM. EVLİLİĞİN YEDİNCİ SENESİNDE: ( lütfen YUKARIDAKİ konuşmayı aşağıdan yukarıya doğru okuyunuz bu kez August 07 bir oku ıstersennAşk... Üç harften oluşan, kısacık bir sözcük dilimizde... Bu denli kısa olup da, söylendiğinde, okunduğunda ya da duyulduğunda insanın dikkatini çeken, içinde bir şeyleri kıpırdatan... Bu denli kısa olup da, uğrunda ölünen, öldürülen, kişiyi yemeden içmeden kesen ya da deli olunan bir durumu anlatan kaç sözcük vardır ki... Eğer aşk, salt bir sözcük olsaydı; yaşanan bir gerçekliğe delalet etmeseydi, bu kadar bizi ilgilendiren ve etkili bir kavram olabilir miydi ki... Aşk… ? Yanıtına sığındığımız bir soru daha… Aşk her toplumda vardır ama yaşanış renkleri farklıdır. Bunların renklerini birbirinden ayıran ise, bireylerin içerisinde yaşadığı toplumsal, kültürel koşullar, bireylerin yetişme tarzları ve çocukluk yaşantıları, kişilik özellikleri, değerleri ve tercihleridir. Tarihsel ve güncel anlamda, aşkın yüzlerce, binlerce tanımı yapılmıştır ve gelecekte de yenileri eklenecektir bunlara. Keza yine aşkı konu alan binlerle ifade edilecek şiirler, öyküler, romanlar yazılmış; oyunlar sahnelenmiş, türküler yakılmış, şarkılar söylenmiştir. Ressamlar, ellerinde fırçaları ve paletlerindeki renklerle, tuvale aksettirmeye yeltenmişlerdir onu. Aşk, yalnızca sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında değil, felsefede de işlenmiştir. Filozofların bazıları aşk’ı bir varlık olarak ele alıp, “aşk nedir” sorusunu yanıtlamaya, onun neliğini ortaya koymaya ve belirlemeye girişmişlerdir. Bunlardan bazıları makaleler yazmış, bazıları daha kapsamlı çalışmalar yapmıştır. Schopenhauer’in Aşkın Metafiziği, Afşar Timuçin’in Aşkın Diyalektiği, yine yaklaşık olarak aynı kapsamda değerlendirilebilecek olan Alain Finkielkraut’un Sevginin Bilgeliği, Herbert Marcuse’un Eros ve Uygarlık, Erich From’un Sevme Sanatı, bu çalışmalardan bazı örnekler olarak sayılabilir. Bunların yanısıra, bilim alanından da, özellikle psikolog ve psikiyatristler aşk üzerine çalışmalar yapıp eserler ortaya koymuştur. İster bilimsel, ister sanatsal, isterse felsefi anlamda ele alınsın, aşkı bir varlık, bir olgu olarak gören ve belirlemeye yönelen her girişimin temelinde, buna girişen bireyin, kendi öznel, deneyimleri ya da deneyimsizlikleri; anlamlandırmaları, yanılsamaları, hayalleri; içerisinde yaşadığı koşullardaki tercihlerini hem kendisi hem de diğerleri nezdinde meşrulaştırma çabaları vardır. Bu çaba, kendilerinin, yani öznelliklerinin paranteze alındığı, hatta, sanki hiç yokmuş gibi algılanmasına olanak veren genelleşen belirleme ve önermelerde bulur ifadesini... Yapılan tanımlarda daha da belirgindir bu özellik... Bundan dolayı yapılan her genelleme öznelliği aşma yada gizleme çabasıdır. Çünkü bilinmesini, sorgulanmasını, alenileşmesini istemez kendi yaşantısının... Örneğin; “Aşk şiddettir.” “Aşk tutkudur.” “Aşk iradedir.” “Aşk iradesizliktir.” “Aşk uysallıktır.” “Aşk sahibine yaltaklanmaktır.” “Aşk kediliktir.” “Aşk ihanettir.” “Aşk köpekliktir.” “Aşk sadakattir.” … Tanımlarının her birinde gizlenen bireysel yaşantılar ve bunlara dayanan öznel anlamlandırmalar vardır. Ancak tanımın genelliğinden dolayı, bunları okuyanlar, bu tanımları verenlerin/yapanların bireyselliğini düşünmez bile... Oysa bu tanımlar, gerçekliğini esas olarak, tanımı yapanın, adına “aşk” dediği ilişkide bulur. Daha ötesinde değil... Acaba yaşanan gerçek bir aşk mıydı? Okuyan bilebilir mi ki bunu... Aşk’ı varolana aşkın kılmaya çalışmanın anlamı da gereği de yoktur. Aşk metafizik bir şey olmadığı gibi, herhangi, sıradan denilebilecek bir şey de değildir. Aşk ilişkidir Ne var ki her aşk, karşılıklı yaşanan gerçek bir ilişkiye dayanmadığı gibi, her ilişki de aşk değildir. Adına aşk denilen ilişki, diğer tüm insan ilişkilerinden farklıdır. Hem öznesi ve özne/nesnesi hem de yaşanışı açısından... Aşk ilişkidir’ önermesi, “nedir” sorusuna genel bir yanıt olsa da, kendi başına açıklayıcı değil elbette. Bundan dolayı sorular sormak gerek yükleme. Aşk nasıl bir ilişkidir? Aşk neden bir ilişkidir? Bu ilişkiyi diğer insan ilişkilerinden ayırıcı ve ayrıcalıklı kılan nedir? Soruları çoğaltmak mümkün ama, gerek yok şimdilik... Aşk, düşünsel, duygusal, bedensel boyutuyla, öznenin özne/nesnesini bütünsel anlamda fethetme ve onun tarafından fethedilme isteğine dayanan bir ilişkidir. Öznenin, özne/nesnesiyle buluşamadığı ya da özne/nesnenin idealleştirildiği yerde, gerçek, yaşanan bir aşk yoktur. Ki “platonik aşk” denilen ve giderek hastalıklı bir hal alan bu durumda gerçek bir aşktan değil, saplantılı bir bilinç halinden söz edilebilir yalnızca... Çünkü ortada ilişki yoktur. İlişkinin olmadığı yerde de aşk... İnsanın hem en güçlü, hem de en zayıf olduğu ilişkidir aşk... Çünkü çırılçıplak yaşanır; düşünsel, duygusal ve bedensel boyutuyla... Teklifsiz, beklentisiz, çıkarsız ve ikircimsiz yaşanır. Ki orada, ne bir gonca gülün gölgesine yer vardır ne de bir kuş kanadının... Eğer bunlar, “acaba”, “ama”, “ancak” gibi sözcüklerle peydah olursa bir ilişkide, biline ki aşk sırra kadem basmıştır çoktan... Ve onun adı artık aşktan başka her şey olabilir... Ama asla aşk olamaz July 30 BENSANA MECBURUMBen sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun Belki Haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin.. ATTİLA İLHAN July 29 miraç kandiliHZ. Mevlana Dilinden Dua;
Yâ Rabbî! Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle. Yâ Rabbî! Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir. Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim! O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.
Yâ Rabbî!
Ey Hayy, ebedî diri olan Rabbim!
Yâ Rabbî!
Yâ Rabbî!
Ey âlemin yaratıcısı!
Yâ Rabbî! Sana ne arz edeyim. Çünkü sen gizli ve açık her şeyi bilirsin."
Hz. Mevlâna son demlerinde iken, dostu Siraceddin Tatari'yi yanına çagırarak, kendisine su duayı ögretmis ve sıkıntılı zamanlarında okumasını tavsiye etmistir:
"Ya Rabbi!
Hz. Mevlana'nın Sabah Namazından Sonra Okudukları Dua
Allah'ım kalbimi nurlandır, kulağımı nurlandır,
Bu dua, ismi güzel, cismi güzel, teni güzel, canı güzel, ruhu güzel, huyu güzel July 13 seversin ama sevilmessinBilirmisin kelimelerin anlamzsız kaldığı hayattaki kör noktaları bilirmisin?
Bilirmisin ki o kör noktalarda öyle bir kaybolurki insan en derin anlamları bile bulamaz.
Ağlayacak bir omuz ararsın kendine ama nafile ne bir omuz vardır yanında nede başka bişe.
Sarılırsın yorganına yada saklarsın yüzünü görmesin kimseler diye ama nafile...
Anlamıştır herkes ağladığını ve sarmışlardır etrafını.
Kimisi boş boş anlamadığın şeyler sölerler sana.
Hayat bu derler aşk sevgi işte unutursun sıkma canını gibi anlamını bilmediğin şeyler sölerler.
Tamam bildiğin bir aşk vardır ama karşılığı onların dediği ile aynı değildir.
Aşk sevip unutmak değil bir ömür bıyu sevebilmektir.
Ve sen bunu başaramayıp kaybedersin, rolunu oynayamassın...
Seversin bir ömür boyu ama sevilemessin... March 07 kadının içindeki küçük kızBülent, avucunu açmış kendisine doğru elini uzatan adama ters ters baktı. Elli yaşlarında gösteren adam, görmeye alıştığı hırpani kıyafetli dilencilere benzemiyordu. Üzerindeki giysiler eski fakat temizdi. Eli yüzü temiz ve sağlıklı görünüyordu. "Sapa sağlam adam gidip çalışacağına dileniyor, belki benden daha zengindir" diye düşündü. Zaten canı çok sıkkındı, birde sinirlenmişti. Alaycı bir ses tonuyla: Ekmek parası mı istiyorsun ? diye sordu. - Hayır çikolata parası lazım! Bülent'in kızgınlığı şaşkınlığa döndü. Espri yeteneği olan dilencinin hali de başka oluyor diye düşündü. - Niye siz ekmek bulamayınca çikolata mı yiyorsunuz? - Hayır. Ekmek bulamadığımız günler genellikle bulgur pilavı yeriz, onu da bulamadıysak aç yatarız. Bülent adamın ciddi mi konuştuğunu yoksa dalga mı geçtiğini anlayamamıştı. - Bu gün karnınız doydu üstüne tatlı mı istedi canınız? - Fakirin canı mı olur ki, tatlı istesin beyim. - Bu bir kamera şakası mı yoksa sen iş bulamamış stendapçı mısın? - Hiçbiri değil. Sadece fakirim. Bugün karımın doğum günü, ona çikolata götürmek istiyorum. - Doğum gününde yaş pasta alınır bildiğim kadarıyla. - O bizim için değil zenginler için. Otuz yıllık evliliğimiz boyunca ona bir kez bile yaş pasta alamadım. Ama her doğum gününde mutlaka çikolata götürdüm. Çikolatayı çok sever. Adamın söyledikleri Bülent'in dikkatini çekmişti. O akşam karısıyla kavga etmiş, kapıyı çarpıp kendini sokağa atmıştı. Arabasına da binmemiş sahile kadar yürümüştü. Denizi seyretmek de onu rahatlatmamıştı . Oysa eskiden denizi seyrederken çok rahatlardı. Dalgalar sıkıntısını alıp götürürdü. Fakat karısının evde ağlıyor olduğunu bildiği için olsa gerek, hiçbir şey onu rahatlatmıyordu. Dilenciyle konuşurken biraz kafası dağılmıştı. "Acaba söyledikleri gerçek mi, yoksa uyduruyor mu" diye düşündü. - Cebinde bir çikolata alacak para yok mu şimdi? Bülent'in sorusu üzerine adam ceplerini boşalttı, bir nüfus cüzdanından başka bir şey çıkmadı. - Ben dilenci değilim. İşim yok. Günlük çalışırım, ne iş bulursam yaparım. Fakat bu gün bütün gün iş aradım, aksilik bu ya, hiçbir iş bulamadım. Bülent oturduğu bankı işaret ederek yer gösterdi. - Oturun biraz dertleşelim bari, dedi. Adam çekingen çekingen oturdu yanına. - Yokmu eşin dostun, borç alacak akraban? - Fakirin akrabaları da fakir olur beyim. Bulurlarsa kendi karınlarını doyururlar. - Dilenecek kadar çok mu seviyorsun karını ? - Hem de çok seviyorum. Otuz yılımı aydınlattı o benim. - Hımmmm. Aşk hemde otuz yıl süren aşk. Hayret doğrusu! Aşkın ömrü en fazla üç yıl diyorlar oysa. Sen otuz yıldan bahsediyorsun. - Evet. Geçen yıllar sevgimi azaltmadığı gibi artırdı. - Söyle o zaman nedir evlilikte mutluluğun sırrı? Söylediklerine bakılırsa sen mutluluğun formülünü bulmuş gibisin. - Ben ilkokulu bile bitirmedim. Öyle formül falan bilmem. - Formül dediysem kimya formülü sormuyorum canım. Bende altı yıllık evliyim. Sevdiğim kadınla evlendim, fakat mutlu değilim. Sürekli kavga ediyoruz. Daha iki saat önce kapıyı çarptım çıktım. Evimiz, arabamız, işimiz, gücümüz, her şeyimiz var, ama mutlu değiliz. Senin hiçbir şeyin yok, ama mutlusun. Para mı acaba bizi mutsuz eden? - Hiçbir şeyim yok mu? Hayır benim her şeyim var. Benim karım her şeyim. Sevgilim, eşim, arkadaşım, hayat yoldaşım. Hayatımı paylaştığım insandan daha değerli ve daha önemli ne olabilir ki dünyada? Sizin ev, araba, iş diye her şey dediğiniz şeylerdir aslında hiçbir şey olan. - Öyle deme, şu kadar varlığın içinde bile karım her şeyden şikayet ediyor. Bir de fakir olsam kim bilir ne olur? - Altın tasın, kan kusana faydası yoktur beyim. Sen kadın ruhunu hiç anlamamışsın. Hiçbir kadın iyi bir evde oturduğu, hergün çeşit çeşit yiyecekler yediği için mutlu olmaz. Bir kadın, kocasının her şeyi olduğunu bildiğinde ancak mutlu olur. - Sizin mutluluğunuzun sırrı bumu ? - Olabilir. Ben karıma değerli şeyler alamıyorum ama ona benim için ne kadar değerli olduğunu hissettiriyorum. O da çok mutlu oluyor. - Bir kadına değerli olduğunu nasıl hissettirilir? - Küçük kızı severek. - Küçük kız mı ? Hangi küçük kız ? - Yaşı kaç olursa olsun her kadının içinde hiç büyümeyen bir küçük kız vardır. O kızı ne kadar çok sever, ne kadar çok mutu edersen, o kadını da o kadar mutlu edersin. - Nasıl yani ? - Küçük kız neleri sever, nelerden hoşlanır bir düşünün. Küçük kızlar hep beğenilmek, ilgi görmek isterler. Güzel olduklarını duymaya bayılırlar. Kendilerine prensesmiş gibi davranılmasını beklerler. Küçük kızlar hep prenses olmayı hayal ederler. Sürprizlerden hoşlanırlar. Biraz şımartılmak isterler. Sevilmek ve sevildiklerini hep duymak isterler. İltifata doymaz küçük kızlar. Öyle değil mi? - Haklısın. Benim dört yaşımda bir kızım var. Adı Aylin. Her akşam boynuma sarılır "babacığım beni ne kadar seviyorsun?" diye sorar. Giysisini değiştirdiği zaman etrafımda "Baba güzel olmuş muyum?" diye sorar durur. Güzelsin demem de yetmez ona. " Harikasın prenses gibi olmuşsun" demeliyim. Dünyanın en güzel kızı demeliyim. - İşte kadınlar bir ömür boyu bunu duymak isterler. Ben elli yaşındaki karıma böyle davranıyorum. Ömrümüz olurda seksen, doksan yıl da yaşarsak ben ona böyle davranmaya devam edeceğim. Ona "bebeğim" diye hitap ediyorum çok hoşuna gidiyor. "Bebeğim bana bir çay yapar mısın?" dediğimde çay yapmak için nasıl koşturduğunu görmelisiniz. - Hiç kavga etmezmisiniz siz? - Kavga evliliğin tadı tuzu. Arada biz de tartışırız. Küsüp barışmanın tadı ayrıdır. Benim karım bir keçi kadar inatçıdır. Onunla barışmak için uğraşmak ayrı bir keyif verir bana. - Benim eşim çok ciddi kadındır. Hiç küçük kız havası yok onda. - Küçük kızlar büyüdükleri zaman artık sevgi, ilgi istemeye utanırlar. En ciddi yada en yaşlı kadının bile o küçük kız mutlaka vardır. Yeter ki sen o tatlı kızı sevindirmeyi, mutlu etmeyi bil. Ve o küçük kızı asla aldatma. Yoksa bir daha sana güvenmez ve ne yaparsan yap hep kuşkuyla bakar. Küçük kızlar hem çabuk mutlu olurlar hemde çabuk kırılırlar. Çok narindir onlar. Hoyrat elleri sevmezler. Yumuşak dokunuşları severler. - Bu tavsiyeni deneyeceğim. Fakat her zaman yapabilir miyim bilmiyorum. Bazen işlerim çok yoğun oluyor o zaman eve çok yorgun gidiyorum. - Bu sadece bir bahane. O küçük kızı mutlu etmek dünyanın en kolay işi. Çoğu zaman birkaç tatlı söz yeterli olur. Sen o küçük kızı mutlu ettiğinde karşılığını fazlasıyla alırsın. Artık o seni rahat ettirmek için elinden gelen gayreti gösterir. Karısı mutlu olmayan erkek mutlu olamaz. Mutlu olmak isteyen erkek önce hayat arkadaşını mutlu etmelidir. Düşünsene somurtkan, mutsuz, sürekli söylenen biriyle yolculuğa çıksan ne kadar mutlu olabilirsin. - Haklısında bende bütün gün ailem için çalışıp yoruluyorum. - Yine para, yine dış sebepler. Evet para önemli ve gerekli ama kadınlar para için erkekleri sevmezler. Para geçici mutluluklar verir. Kadınlar hediye almayı severler. Paran varsa hediye al tabi. Ama hediyeyle mutlu olmasını bekleme. Hediyenin yanına sevgini katmazsan hediyenin bir anlamı yoktur. Benim hiçbir zaman çok param olmadı. Günlük kazandım günlük yedik. Bazen aç kaldığımız günler oldu. Hiçbir zaman karımın kulaklarına altın küpe takamadım ama her zaman aşk sözleri fısıldadım. Hiçbir zaman boynuna pırlanta gerdanlık alamadım ama hep öpücüklerle sevdim boynunu. Hiçbir zaman ona ipek elbiseler giydiremedim ama kendi bedenimle ipek elbise gibi yumuşacık sardım bedenini ve mutlu ettim onu. Adam ayağa kalktı. - Bana müsaade, artık gitmeliyim, karım merak eder. Sende git evine küçük kızın gönlünü al, belki o küçük kız şimdi evde ağlayıp duruyordur. - Bülent de ayağa kalktı. Kuvvetlice elini sıktı. - Sizi tanıdığıma çok memnun oldum. Elini bıraktı koluna girdi. Yolun karşısındaki pastaneyi gösterdi. - Hadi gel eşin için şuradan çikolatalı pasta alalım, dedi. Pastayı aldılar. Adam hayatında ilk defa karısına yaş pasta götürmenin mutluluğuyla, bin bir teşekkür ederek evginin yolunu tuttu. Bülent de pastanenin yanındaki manavdan karısının en sevdiği meyvelerden aldı. Evine geldiğinde karısı şişmiş gözlerle mutfak masasında oturmuş su içiyordu. Bülent hiç konuşmadan meyveleri büyükçe bir tabağa döküp yıkadı., sonra eşinin önüne koydu. - Bunlar dünyanın en şanslı meyveleri, dedi. İnci hiç konuşmadı. - Sorsana "niye" diye. İnci kızgın kızgın: - Niye? Diye sordu. - Çünkü dünyanın en güzel ve en tatlı kadının midesine gidecek, dedi gayet ciddi bir ses tonuyla. İnci şaşırmıştı. Bir anda yüzünün ifadesi yumuşamıştı. - Bunlar senin sevdiğin meyveler, senin için aldım. - Hayret bir şey! Her zaman kendi sevdiğin meyveleri alırdın. Benim hangi meyveleri sevdiğimi iyi hatırlamışsın. Aslında bu beklediğim istediğim bir şeydi. "bak senin sevdiğin meyveleri aldım" Ama şimdi kıymeti yok. Çünkü sana çok kırgınım, meyve alarak gönlümü alamazsın. - Özür dilerim seni kırdığım için. Sonra Bülent yere diz çöktü. - Cezam neyse razıyım. Ama bir tek şey istiyorum senden. Seni delice seven bu adamı senden mahrum etme. - Bülent yere çömelmiş, boynu bükük bir vaziyette çok komik görünüyordu. İnci kıkır kıkır gülmeye başladı. - Affetmek o kadar kolay değil. Bakalım hangi cezalara katlanabileceksin, dedi. Bülent işte o zaman ona muzip muzip bakan eşinin içinde sakladığı küçük kızı gördü. Bundan sonra her şey daha farklı olacak diye düşündü February 24 sevmekmii ?Sevmekmi? HiÇTATMADIM ! ya gülmek? ÇOKTAN UNUTTUM ! yaşamak mı? BOŞVER ! aşk mı ne? BÜYÜK BİR YALAN ! mutsuzluk ? O BENİM DÜNYAM: February 10 SEN AŞK OLABİLİRMİSİNSen...yokluğuna inat bütün geceyi seni düşünerek geçirebilirmisin? January 26 aşık oldum sanırımben aşık oldum galiba. bunu ona asla itiraf etmemeliyim. bu heyecanı yaşayıp bitirmek istemiyorum çünki. olur ki beni reddederse de bunu hazmedemem zaten. platonikte olsa uzun soluklu bir aşk yaşamak istiyorum. ne zaman ayrılacağız, acaba beni aldatır mı, acaba beni onu sevdiğim kadar seviyor mu gibi hesaplamalar yapmadan, karşılıksızca sevmek istiyorum. ta ki gittiği yere kadar. ama mümkün olduğunca uzun sürmeli. çünki baya zamandır beni heyecanlandıran kimse olmamıştı. yanındayken kalbim hızlı hızlı atıyor, kafam allak bullak oluyor, konuşurken söyleyeceklerimi birbirine karıştırıp, saçmalamaya başlıyordum sanki, ufak bir çocuk gibi çekingen tavırlar sergiliyordum insan bu durumlarda çok komik duruma düşüyor biliyorum. sürekli pot kırıyormuşum gibi hissediyordum. sanki alnımda "senden felaket bir şekilde hoşlanıyorum" yazıyormuş gibi karşılaşmaya veya gözlerinin içine bakmaya korkuyordum adeta kendimi garip hissettim ama yinede çok hoş bir duyguydu. son ilişkimden sonra iyice duygularımın dejenere olduğunu ve bir daha hiç kimseye karşı kolay kolay birşey hissedemeyeceğimi düşünüyordum. ama yaşadığım bu son olay beni çok umutlandırdı. kalbimin bir köşesinde koruyabildiğim, incinmemiş duygularım kalmış demekki........ . January 23 ayrılık"Tüm ayrılıklar zordur. Dünya başınıza yıkılmış gibi gelebilir... Birdaha asla sevemeyecekmişsiniz gibi hissedebilirsiniz. Oysa biten bir ilişkinin yasıyla kendinizi yıpratmak yerine önünüze baktığınızda "birisi giderse öteki gelir" sözünün de hiç yanlış olmadığını görürsünüz. "RUH EŞi" diye birşeyin olmadığını savunanlara inanmayın ama şunu da bilin ki eğer sevgiliniz sizi terkettiyse yada siz ondan ayrılmak zorunda kaldıysanız asıl ruh eşiniz hala dışarıda biryerlerde size doğru hareket halindedir. Bu nedenle silkelenip ayağa kalkarak yeni hayatınızı ve gerçek aşkınızı karşılamak için hazırlanmanın tam sırasıdır. Çünkü sanılanın aksine ;
AŞKTAN SONRA YAŞAM VARDIR ! " January 22 BELKİ BİRGÜN ÖZLERSİNBelki bir gün özlersin /-maybe u will miss one day Başka adamlarla /with other men Başka şehirlerde yürürken /while you are walking in other cities Okuduğun ilk roman /the first novel you read Sevdiğin ilk adam /the first man you loved Yasal acılardan /becos of legal pain Hatta yalnızlıktan /even becos of loneliness Belki dolar gözlerin /ur eyes will get tears Başka adamlara /with other men Başka şehirlerde /in other cities Belli etmezsin /you dont make it clear Belki bir gün özlersin /maybe you will miss one day Sil gözünün yalnızlıklarını /dry ur loneliness of ur eye O an fısılda duvarlara Adımı /whisper my name to walls at that moment Bin bıçak var sırtımda /thousand knives are on my back Biniyle de adaşsın /you are namesake with thousand of them Herbiri hayran sana /each of them is admirer of you Belki birgün özlersin / Başka adamlarla / Başka şehirlerde yürürken / Seçtiğin bu hayat / Geçtiğin son adam / Yasal acıların hatta yalnızlıktan / Sessiz harfler seçersin / Başka adamlarla / Başka şehirlerde / Belli etmezsin / Belki bir gün özlersin / October 31 MEHMETCİKMehmetcik mechul askerdir. cünkü adi,sani,memleketi , irki,hatta mezari bile belli degildir. savasta kartaldir , barista güvercin ... gerektiginde var, isi bittiginde yoktur. rütbesi gazi ya da sehittir........
Mehmetcik ayni zamanda malum ve meshur askerdir cünkü manevi kimligi ve kisiligi bellidir
ALLAHIN kuludur ,RESULÜNÜN de ümmeti....
imani ahlaki, fazileti hep ayni kaynaktandir, kur´an´dandir.
Bu sebeple adi ne olursa olsun hepsi de Mehmettir,Mehmetcikdir.
ONLAR DIN VE VATAN UGRUNA KAN CAN VERIR DOSTLUK UGRUNA KENDINI FEDA EDER!!!! June 15 vedaVeda Etmeden Bana Bitmişse herşey Sevgiden geriye kalmamışsa bir kırıntı Ümitler çoktan tükenmişse Ayrılığın hüznü sarmışsa her yeri Çıkmaz bir sokağın sonundayız işte deyipte Gidiyorsun değilmi? Şimdi yalnızım ve dalgın Yaşıyorum ayrılık saatini Senden uzak Kalbim kırgın Düşünmedinbeni hiç değilmi? Oysa herkesten çok sen anlamalıydın Umarsızlığımı Kırılmışlığımı Suskun ve Yalnız Her zaman boynu bükük kaldığımı Seni ne çok sevmiştim Biliyorsun değilmi? Kalbim karanlık sokaklar gibi Işıkları birbir sönmüş Duygularım viran evler gibi Sanki Yıllar geçmiş aradan Yıkılmış Sokak sessiz, ben umarsız Donmuş yaşlar gözlerimde Anlıyorsun değilmi? Ama yine de benden habersiz Veda etmeden Bana Gidiyorsun değilmi? June 04 DÜŞÜNDÜŞÜN...!
Kim üzebilir seni senden başka?
kim doldurabilir içindeki boşluğu sen istemezsen?
Kim mutlu edebilir seni,eğer sen hazır değilsen?
Kim sever seni,sen kendini sevmezsen?
Herşey sende başlar,sende biter.
Yeterki yürekli ol,
tükenme,tükettirme içindeki yaşama sevgisini..... May 27 değişirmisin?Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim? Neden? Neden olacak, korkuyorum! Korkuyor musun? Evet ya, korkuyorum. Cunku seni seversem hemen huyun suyun degisecek. Sende sevdigim seyler farklilasacak. Simaracaksin. Begenmez olacaksin artik beni. Cunku ben artik muhtac olmus olacagim sana, senin gozunde. Oyle degil mi? Bilmez misin? Muhtac olmak acizliktir. Simdi seni sevdigim icin cezalandiracaksin beni biliyorum! Hor goreceksin. Bekleteceksin. Aramayacaksin. Menfaatlerin on plana cikacak. Sayet menfaatlerinide sevmezsem beni sileceksin. Yalan mi? Sileceksin iste! Sonra her gun benden azar azar uzaklasacagini seyredip kahrolacagim. Yahu ben bir seven'im. Yani seni sevgimle onurlandirmis bir insan. Dunyayi ayakta tutacak insan kudretinin adidir Sevgi... Simdi ben sevdim diye, bu kudrete ve cesarete sahip oldum diye sen beni nasil ve ne hakla cezalandirabilirsin? Alim almiyor. Zeka seviyem de. insanligim da. Yuregim de. Yok! "Seni seviyorum" cumlesini cok sarfetme eskir! Yok! Herkese "seni seviyorum" deme, sadece asik olunca kullan! Yok! "Seni seviyorum" demeden once binbir hokkabazlik yap ve sirin gorun ki sevdigin sevildigi icin kendini dev aynasinda gormesin, onu inlet, surundur, aklini basina getirt, mahvet! Neden? Cunku, bu makbul.. Kac....sevsen de sevmesen de kac! Neden? Cunku kacan kovalanir aptal! Kacan kovalanir... iyi de, neden sevdigim icin kaciyorum ki? Ben kacacak ne yaptim? Kacarak daha mi makbul olacagim? Kacarsam daha mi kiymetim anlasilacak? Sevmek utanc verici birsey mi ki kacmam gerek?! Anlayamiyorum... Oysa ben zaten sevdigimi severek devlestirmisimdir. Onun dev aynasinda kendisini yeniden devlesmesine ne gerek var ki? Bir gorebilse benim gozlerimle kendini, eminim kiskanacaktir bendeki kendisini... Yok ama yok! Bilmez sevgililer sevilmenin essizligini, bilmez... Ondandir bol keseden sevgiyi boyle tuketisleri... Ben hic simarmayan, degismeyen, yozlasmayan, ucup gitmeyen, tukenmeyen sevgi gormedim. Artik cenaze torenleri iki turlu yapilmali. Biri bedenler icin, Digeri Zorla oldurulen sevgiler icin!... Ne demis Yilmaz Erdogan, " Ben senin beni sevebilme ihtimalini sevdim" Anlayin artik varliklari degil, ihtimalleri sever olduk... Neden? Cunku ihtimaller hayallerimizdir. Sevmekse hayatin bir gercegi. Hayallerimizde sevgilimiz hic degismez. hatta "seni seviyorum" dedikce ya gozleriyle, ya elleriyle ya da tatli diliyle " beni sevdigin icin tesekkur ederim askim " der... Tesekkur etmek?! Beni sevdigin icin... Evet ya... Bir onurdur, bir oduldur, bir serefdir sevmek ve sevilmek. Ozgurlugumuzdur. Cesaretimizdir. insanligimizdir. Ayricaligimizdir. Ama ne yazik ki birde butun bunlari farkinda olamayisimizdir sevmek... Korkuyorum. Hep sevdigim icin cezalandirildim. Artik "seni seviyorum" derken bana tuhaf tuhaf bakmayacak varliklari Daha cok sevmeye niyetliyim... Bir cicek gibi... Bir hayvan gibi... Bir dag manzarasi gibi... Bir su damlacigi gibi... Bir kucuk tomurcuk gibi henuz dogmakta olan... Cunku hepsinin insanlarda var olan bir buyuk silahdan arindirilmisligi var. Yani dilleri yok, dilleri! Konusamazlar... Sadece dinlerler... Sevginizi anlayarak hissederek dinlerler. Onlara "Pardon! Acaba sizi sevebilir miyim? " demeniz gerekmez. Direkt soylersiniz sevginizi hesapsizca, umarsizca... Saymadan... Ve sevgimi ifade edecek her turlu cilginligi hesapsizca yapmak istiyorum. Gurur denilen sozcugu sozluklerden cikartmak, sevdigim icin sevilerek odullendirilmek istiyorum şiir temenniSANA BILESEN SOZUM DOSTCA HAYATINDA BIR CILGINLIK YAPMA GÖNÜL YARASI KAPANMAZ BILESIN SANA SENDEN BASKA DOST YOKMUS GIBI BAK MENFATZICE DOSTLUKLAR HIC DURMA SARK HAYAT DÖRT YOL KAVSAGIDIR DOGRU YOLA ET CARK SANA SON SÖZÜM BUDUR BULMALISIN FARK KAR TANELERI AKTIR YAPAMAZIN KARA KENDINE ACMAYASIN DERIN BIR YARA GÜZELLIGI ILE HUZURU IC DÜNYASINDA ARA DERDINI DOKTORUNA SAKLA BELKI BU SÖZLER SANA MANTIKSIZ GELIR SENI TANIDIKTAN SONRA KALEMIM BUNU YAZDI SÜSLÜ SÖZZLER VE GÜLLER KURMAK ISTERDIM AMA GERCEKCI OLMAZDI.VE BANA UYMAZDI INAN HAYATIN BAHARINDASIN GÖRDÜM:BU BELLI YASANMAMIS SAYIYORUM GECEN YILLARI BILMEM NEDENLI GÜZEL SEYLER ISTEDIGIN HER HALINDEN BELLI COK FARKLI BIR GÜZELLIK VE DUYGU SENINKI HEP BÖYLE KALMANI ISTIYORUM TEMENNIM February 26 gerçek AŞKBir kiz ve bir delikanli, bir motosikletin üzerinde 180 Km hizla gidiyorlar ve aralarinda söyle bir konusma geçiyor; Kiz : Lütfen yavasla, ben korkuyorum Delikanli : Hayir, bak ne kadar eglenceli Kiz : Lütfen, lütfen, çok korkuyorum Delikanli : Peki, beni sevdigini söyle Kiz : Seni çok seviyorum, lütfen yavasla Delikanli : simdi de bana sikica saril Kiz delikanliya sikica sarilir Delikanli : sapkami alip, kendine takar misin? Basimi çok sikti.. Ertesi gün gazetelerde söyle bir haber çikti: Motorsiklet Kazasi; Motorsiklet, fren arizasi nedeniyle, bir binaya çarpti. Üzerindeki 2 kisiden sadece biri kurtuldu. Gerçek ise söyleydi; Yolun yarisinda, delikanli frenlerin bozuldugunu anlamiþ ama bunu kýza belli etmek istememisti. Bunun yerine, kizdan kendisini sevdigini söylemesini istemis ve kendisine son defa sarilmasini istemisti. Sonra da kendi ölümü pahasina, kizin Sapkayi takmasini ve hayatta kalmasini sagl o birtane yaaao biiir cinayet işleme sebebi o biiir tarifsiz karmaşa o biiir mükemmel o biiir karizma o biiir başa bela o biiir yaşama sebebi o biiir bin bilinmeyenli denklem o biiir süper o biiir hiper_______ ♥ ♥_____♥ ♥ o biiir dost______ ♥_____♥_____♥ o biiir duygusal__ ♥___________♥ o biiir melek_____ ♥_________♥ o biir gelecek______ ♥______♥ o biiir kişilik_________ ♥___♥ o biiir ileri görüşlü______ ♥ o biiir özel o biiir İZMİR li güzel o biiir tane ............. sözlerNe dil yeter seni anlatmaya, Biliyorum bugün kulakların bir başka çınlayacak, anlayacaksın seni yine nasıl andığımı, özlediğimi. Ellerin titreyecek, gözlerin yollarda kalacak, sende hissedeceksin yüreğimde neler hissettiğimi! Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam, Bakışlar vardır insani ömür boyu ağlatan. Bu mesajı silersen benden hoşlanıyorsun, Senin kanadın olmak isterdim Benim için seni görmek suya benzer Sen bir pınarsın içilen ama kanılmayan, Seveni yanıltmayan, sevince yanılmayan, varlıgına doyulmayan, yokluğuna dayanılmayan.. Canımdaki her nefes nefesine eklensin, içimdeki her nefes hayalinle demlensin, bırak bu gönlüm varlığınla renklensin, sen benim gönlümde yaşadıkça özelsin! Sen güllere özenme güller sana özensin. Bir umut vardır hiç tükenmeyecek, Sevgilerin en güzeli seni sevmek February 06 güzelkızMALZEMESI: 1 adet lekesiz gönül 1 adet açik yürek 500 gr güler yüz 250 gr tatli dil, 100 gr hürmet 1 çorba kasigi sevgi 1 çay kasigi hosgörü 1 su bardagi iyi niyet 1 ölçek dürüstlük Göz karari saygi HAZIRLANISI: Gönülü duygu tasina atip güler yüz ile karistir Yumusatilmis tatli dili üzerine ilave ederken, Sevgi ve saygiyi üzerine ince ince üzerine ekle. Hürmet, iyi niyet ve hos görüden meydana gelen Surubu buna kat. Samimiyet ölçüsünde parçalara bölerek Dürüstçe hayata diz ve yüreginde pismesini bekle Yüreginde pisirdigin bu sevgi tatlisini, Karnin acikinca degil , RUHUN HİSEDERSE YEMKTEN SONRA BİR ÇAY KAŞŞIĞI ALABİLİRSİN..! AFİYET OLSN ARKADAŞIM. January 28 ŞiMdİ GeL VeFaSıZ AŞıMO gün.... Bir gün gelecek Anlayacaksin hatani Anlayacaksin beni sevdigini Bir gün gelecek bana sadece "SENI SEVIYORUM"demek isteyeceksin Bir gün gelecek ellerimi tutmak isteyeceksin Af dileceksin bana sarilmak isteyeceksin Gün gelecek sadece sesimi duymak Isteyeceksin Iste o gün geldiginde belki gec olacak Belki seni icime gömmüs olacagim Senin yüzüne bakip gözlerimi kacirarak "HERSEY BITTI"diyecegim Ama bunu sadece dilim söyleyecek ve Bunu dilim söylerken kalbim dilime isyan Edicek sana arkami döndügümde aglayacagim Bende boynuna sarilip askimin asla Bitmeyeceni söylemek isteyecegim Ama o gün geldinde ikimiz icinde gec olacak Cünkü ben belki o gün geldiginde bir Baskasini olacagim Onun icin o günü beklemeden simdi gel Vefasiz askim SIMDI........gel November 19 tatlıkızMALZEMESI: 1 adet lekesiz gönül 1 adet açik yürek 500 gr güler yüz 250 gr tatli dil, 100 gr hürmet 1 çorba kasigi sevgi 1 çay kasigi hosgörü 1 su bardagi iyi niyet 1 ölçek dürüstlük Göz karari saygi HAZIRLANISI: Gönülü duygu tasina atip güler yüz ile karistir Yumusatilmis tatli dili üzerine ilave ederken, Sevgi ve saygiyi üzerine ince ince üzerine ekle. Hürmet, iyi niyet ve hos görüden meydana gelen Surubu buna kat. Samimiyet ölçüsünde parçalara bölerek Dürüstçe hayata diz ve yüreginde pismesini bekle Yüreginde pisirdigin bu sevgi tatlisini, Karnin acikinca degil , RUHUN HİSEDERSE YEMKTEN SONRA BİR ÇAY KAŞŞIĞI ALABİLİRSİN..! AFİYET OLSN ARKADAŞIM. |
||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
|